Ne Kadar Sızmış Olabilirler?

Merhabalar, son olaylar herkesin malumu. Bir kesimin uzun yıllardır dile getirdiği “Cemaat’in devletleşmesi” ne yazık ki son olaylarda kendisini öyle bir kanlı şekilde gösterdi ki, kendi sempatizanlarını da kendilerinden uzaklaştı.

Peki 40 yıldır devletin içerisine irmek irmek bulaşan bu yapı, telekominasyon ve bilişim alanlarının ne kadarına sahiptiler?

Aslında bu sorunun cevabını hemen hemen herkes biliyor. Ne yazık ki “neredeyse tamamına..”

Öyle ki bu son olaylardan sonra TİB (Telekomünikasyon İletişim Başkanlığı) kapataılma kararı aldı. Bu konu hakkında Milliyet’e çarpıcı bir röportaj veren Bekir Sami NALBANTOĞLU’nun yazısını aşağıda bulabilirsiniz.

Fetullahçı terör örgütü (FETÖ) üyesi bir grup teröristin darbe girişimi başarısız oldu. Girişimin ardından yapılan denetimler sonucu Telekomünikasyon İletişim Başkanlığı’nın (TİB) kapatılmasına karar verildi. Karar’dan Güven Adalı’nın haberine göre TİB hakkında gerçekleri anlatan İstanbul Ticaret Odası (İTO) Bilgi Teknolojileri Sektör Komitesi Başkanı ve Müstakil Sanayici ve İşadamları Derneği (MÜSİAD) Yönetim Kurulu Üyesi Bekir Sami Nalbantoğlu, TİB’in ihtiyaç üzerine kurulduğunu, amacının yeni teknolojilerin takip edilmesi, alanın düzenlenmesi ve tek bir nokta üzerinden takip edilmesi olduğunu söyledi.

KAPATMA KARARI DOĞRU

Hedefi yanlış olan insanlarla doğruya ulaşılamadığını vurgulayan Nalbantoğlu, “Kötü kurum yoktur. Kötü yönetilen kurumlar vardı. TİB’deki durum da hedefi yanlış olan insanlar ile doğruya ulaşılamadı. 17-25 Aralık operasyonları sonrası buraya nitelikli ve doğru insanlar konuldu fakat yapı o kadar bozuktu ki toplamaya çalışmaktansa yıkılıp yeniden yapılması daha doğru bir tercihti” dedi. “TİB’i yapılandıranların kardeşleri, eşleri, dostları bu sektörde şirket sahibi oldular” diye konuşan Nalbantoğlu, TİB içindeki FETÖ üyesi bu kişilerin ihtiyaç olacak yazılımları yakınlarına önceden haber verdiğini, ihale bile yapılmadan işlerin bu kişilerin kurduğu şirketlere el altından verildiğini açıkladı.

DEVLET AÇIK DEĞİLDİ

“Bu yapının doğmasının sebebi devletin yeteri kadar açık olmamasıydı. Yapılan teknik olarak yanlış değildi. Bazı ürünlere ihtiyaç olacak. Bu ürünlerin birileri tarafından geliştirilmesi gerekiyor ki kanun çıktığında o ürünler olsun. Fakat çağrıların açık olmaması nedeniyle bu ürünleri hep aynı kişiler yaptı” diye konuşan Nalbantoğlu, “Emniyetteki bazı kritik yazılımları geliştiren yine bunların adamlarıydı. Bunlar 2013 sonrasında bile ihale alabildiler. Bu ihaleleri duymadık bile. ‘Stratejik önemdeydi duyulmamasını istedik’ dediler. Yurtdışında duyulan bir şeyin yurtiçinde duyulmaması inanılacak gibi değil” diye konuştu.

ŞARTLAR EŞİTLENSİN

Sayıları 100 civarında olan FETÖ şirketlerinin bilişim sektörüne hizmet veren 30 bine yakın firmanın gelişimini de engellediğini sözlerine ekleyen Nalbantoğlu, şöyle devam etti: “Bu firmaların cemaate yakın olduğunu biliyorduk. Fakat sorulduğunda kime cevap verdiğimiz konusunda çekincelerimiz vardı. Diğer firmalarımızı buraya dahil etmemiz gerekiyor. Eşit şartlarda rekabet sağlansın. El altından iş yapan o firmalar da bu rekabetin içinde olsa bile bir sakınca yok. Çağrıların açık olması lazım.”

TEŞVİKLERİ TOPLADILAR

FETÖ üyelerini emeksiz para toplayan ‘medeni eşkıyalara’ benzeten Bekir Sami Nalbantoğlu,  bu yapının devlet teşvik ve desteklerinin etrafına kümelendiğini, burayı kendi amaçları doğrultusunda kullandığını söyledi.

Diğer firmaların buradan faydalanamaması nedeniyle piyasanın genişlemesinin engellendiğini vurgulayan Nalbantoğlu, “Destek üzerinden yaşayan, üretimini ticarileştirmeyen, sonunda para kazanmayan firmaların doğmasına neden oldu. İrili ufaklı firmalar türedi. Aldıkları destek manalaşsın diye 2 tane firmaya fatura kestiler. ‘Ben bunu sattım’ diyor çünkü belli şartlar var. 4 firmaya satması gerekiyor. Yurtdışına fatura edenler oldu. İhraç da ettik. ‘Yurtdışında kapış kapış gidiyor’ diyenler oldu. Bizim sektörün motoru sürekli bağıran ama bir türlü ilerlemeyen otomobillere benzemesine neden oldu” şeklinde konuştu.

FETÖ’den en fazla zarar gören sektörlerin başında bilişimin geldiğini sözlerine ekleyen Nalbantoğlu, şöyle devam etti: “Bilişim sektörü tüm sektörlerle çalışır. Sağlık, haberleşme, savunma sanayi… Bu yüzden devlet çok destek oluyor. Bunu gören FETÖ üyeleri de bu sektörün çevresinde yapılandı. İşi layığıyla yapan şirketlerimiz bu grup yüzünden destek alamadı.”

TİB’İN TEMELİ BOZUKTU

TİB’in temeli bozuk bir yapı olarak kurulduğunu ve 2013 sonrası yönetime gelen iyi niyetli insanlara rağmen kurtarılamadığını ifade eden Bekir Sami Nalbantoğlu, “Ayrıldığı kurumun, BTK’nın içinde faaliyetlerini sürdürecek. Yola çıkılışındaki art niyetli ve basiretsiz yöneticiler vardı. O basiretsiz yöneticilerin halen söz sahibi olmaması gerekiyor. Bugüne kadar kötü de olsa art niyetli de olsa bu kurumda bir birikim var” diye konuştu.

YAZILIMDA YERLİLİK ŞART

Özellikle Borsa İstanbul gibi stratejik kurumlarda yerli yazılım kullanılması gerekiyor. Çünkü yabancının korumasındaki borsada yapılacak nanosaniyelik bir gecikme ile FETÖ parasını ikiye katlayabilir.

Yurtdışından gelecek siber tehlikelere karşı açıklamalarda bulunan Bekir Sami Nalbantoğlu, özellikle Borsa İstanbul, istihbarat, emniyet gibi ülke için stratejik kurumların yerli yazılım ile korunması gerektiğini söyledi.

AÇIKLARI BİLİYORLAR

Güvenlik konusunda hassas bir dönem yaşadığımız şu günlerde bu gibi kurumların yurtdışındaki firmalara emanet edilemeyecek kadar önemli olduğunu ifade eden Nalbantoğlu, yazılımların milyonlarca koddan oluştuğunu ve bu kodların içinde ne olduğunu bilmenin zor olduğunu vurguladı.

Güvenlik yazılımlarının yurtdışındaki firmalara verilmesi halinde kurumlarımızın her zaman tehdide açık olabileceğini vurgulayan Nalbantoğlu, “Programı yazan adam malını en iyi bilen kişidir. Açık noktasının ne olduğunu yazandan iyi kimse bilemez. Bugün İsrail, Rusya, Bulgaristan gibi ülkelerle aranız iyi olabilir. Fakat ülkeler arasında çıkar çakışması çok normaldir ve sıkça yaşanır. Bu durumda o ülkenin ürününü kullanırsanız ne zaman siber güvenliğinizin delineceğini bilemezsiniz” şeklinde konuştu.

BORSANIN ÖNEMİ BÜYÜK

Borsa İstanbul Yönetim Kurulu Başkanı Himmet Karadağ’ın borsada yerli yazılım taraftarı olduğunu söylemesinin kendilerini çok mutlu ettiğini vurgulayan Karadağ, sözlerine şöyle devam etti: “Zamanında biz de yazılımın yerli olması gerektiğini söyledik fakat önemli bir kale kaybettik. Himmet Bey’e bu gerçeği dile getirmiş olmasından dolayı teşekkür ediyorum. Özellikle borsa gibi nanosaniyenin bile önemli olduğu yapılar yabancılara emanet edilmemeli. İşlemler arası çok ufak bir gecikme bile birilerinin servetini 0’a indirebilir veya 2’ye katlayabilir. Darbecilerin bu operasyonu elektronik sistemler üzerinden dışarıdan yaptıklarını bir düşünün. Yazılımı dışardan almak daha ucuz olabilir ama devlet kurumlarının kâr değil milletin faydası yükümlülüğü vardır.”

SİBER SALDIRI SAYISI 10 KAT ARTTI

15 Temmuz darbe girişimi öncesinde aylık ortalama 10 siber saldırıya uğrayan kamu kurumları ve  özel sektör şirketlerinde, bu rakam 100’e yükseldi. Saldırıların odağında ise 17-25 Aralık operasyonlarının merkezinde yer alan enerji ve haberleşme sektörleri yer aldı.

Fetullahçı Terör Örgütü (FETÖ) tarafından gerçekleştirilen darbe girişiminin başarısız olması sonrası Türkiye’deki devlet kurumu ve özel sektör şirketlerine yapılan siber saldırıların sayısı arttı.

Son günlerde büyük şirketlere ve devletin önemli kurumlarına siber saldırılar yapıldığını tespit ettiklerini belirten Siber Güvenlik Uzmanı Halil Öztürkci, 15 Temmuz öncesi aylık ortalama 10 şirkete bu kapsamda destek verirken, 15 Temmuz’dan bu yana ortalama 100’e yakın şirket bize başvurdu. Her gün bu sayı artıyor. Bunların 60’ı ise siber saldırıya uğradığı için bize başvuran kurumlar.”

HEDEFTE ENERJİ VAR

Saldırıların özellikle enerji ve haberleşme alanında yoğunlaştığını bildiren Öztürkci, “Kritik altyapıların arasında iletişim, sağlık, ulaştırma gibi alanlar sayılabilir ama bunların en kritiği enerjidir. Enerjiyi kestiğinizde diğer altyapılar zaten bir süre sonra devre dışı kalır. Aldığımız bilgiler son zamanlarda enerji altyapısına dair ciddi siber saldırıların gerçekleştiği ve gerçekleşeceği yönünde. Türkiye’nin enerji altyapısının risk altında olduğunu söylemek yanlış olmaz” dedi.

Gerek yurt dışından gerekse yurt içinden gerçekleştirilebilecek siber saldırılara karşı hem kamu hem de özel sektör firmalarının uyarıldığını vurgulayan Öztürkci, “Özellikle ülkemizin yurt dışındaki imajını zedelemek adına yapılan bu tür saldırılarda temel amaç kritik kurumlarımızın sistemlerinden elde edecekleri bilgi ve belgeleri kullanarak bir itibarsızlaştırma operasyonu gerçekleştirmek” ifadelerini kullandı.

YAPILMASI GEREKENLER

Öztürkci, kurum ve şirketlere, “Her gün sürekli aralıklarla kritik sistemler üzerinde tutulan olay günlükleri analiz edilmeli. Bunun yanında bu sistemler üzerindeki yetkili kullanıcı hesaplarının kimler tarafından ne amaçla kullanıldığına bakılmalı. Saldırganlar bilgi transfer etmeye çalışacaklardır” tavsiyesinde bulundu.

Bir Cevap Yazın